Gürcistan'ı 3-1 yendikten sonra attığım tweet şu şekildeydi.
"Alt tarafı Gürcistan’ı yendik hemen Avrupa Şampiyonu olmuş muamelesi yapmayın abi şu takıma. Cumhurbaşkanı telefonla aranıyor, TFF’nin istenmeyen başkanı her resme girmeye çalışıyor. Turnuvanın en zayıf takımına karşı oynadık. Biraz gerçekçi, biraz sakin olun."
Bunu herşeyi eleştirmiş olmak için eleştiren bir tip olduğum için yazmamıştım.
Toplamda 36 şutun atıldığı seyir sevki yüksek bir maç izlemiştik ancak turvanın en zayıf takımı Gürcistan bize karşı 5'i kaleyi bulan 2'si direkten dönen 14 şut ile 1.37 gol beklentisiyle oynamıştı.
Arda maçın kitlendiği anda mükemmel bir gol atmasaydı ve son dakikada Samet topu çizgiden çıkarmasaydı şuan bambaşka şeyler konuşuyorduk.
Rakip ceza sahasına girme konusunda da Gürcistan 22 gibi kendi ortalamalarının hayli üzerinde bir istatistik yakalamıştı. Biz ise 24 kez Gürcistan ceza sahasına girmiştik.
Montella'nın kadro tercihinde de daha maç başlamadan itiraz etmiştim.
"Sağda Barış Alper, ortada Arda oynasın, ileri uçta da gerçek bir santrafor oynasın" demiştim.
Galip geldiğimiz için hiç kimse bu konuların üzerine gitmedi. Direkt şampiyon olmuşuz gibi bir hava yaratıldı.
Cumhurbaşkanı arandı, her yere röportajlar verildi vs.
Benim gibi yukarıdaki tweeti atanlara da neredeyse vatan haini muamelesi yapıldı.
Elbette bir Türk olarak milli takımımızın şampiyon olmasını istiyorum ama gözle görünen bazı gerçekleri de ifade etmek zorundayız diye düşünüyorum.
Neyse bizim bu kaygılarımız Portekiz maçının daha bir gün öncesinde Montella'nın "Arda'yı dinlendirmemiz lazım" cümleleriyle giderek üst seviyeye çıktı.
Karar'daki yazımda da ifade etmiştim.
Eğer kadronuz Real Madrid kadrosu değilse Arda hamle oyuncusu olamaz. Bu çocuk Türk futbolunun gördüğü en büyük yeteneklerden biri ve bu takımda onu kesecek yetenekte biri yok.
Bazı maçta iyi oynayacak, bazı maçta kötü ama bir şekilde sahada kalması, ilk 11 başlaması gerekiyor.
Her ne kadar bugünkü basın toplantısında Hakan Çalhanoğlu "Hocamızı bu konuda korumam gerekiyor. Arda idmanda sakatlanmıştı. Onun durumunu düşünmek gerekiyordu" demiş olsa da benim için yeterli değil.
Düzgün bir iletişim kurulamıyor demek ki. Ben dahil hemen herkes Arda'nın yorgun olduğunu düşündü.
Bir kere kaybeden takımlar dahil ikinci maça 4 oyuncu değişikliğiyle çıkan başka bir takım olmadı. Kaleci Mert'in de sakatlıktan dolayı oynamadığını maçtan sonra ifade ettiler.
Gürcistan maçındaki mükemmel golüyle açılışı yapan ve kariyerinin en iyi maçlarından birini oynayan Mert Müldür yedekti. Fizik gücü ve yeteneğiyle sol tarafta çok iyi işler yapan Juventus'lu Kenan Yıldız yedekti. Ve Arda Güler yedekti.
Bu garip kararlar ile başladığımız maçta Hakan ve Kaan Ayhan ikilisi ortasahamızı oluştururken forvet arkası pozisyonunda bir türlü istenileni veremeyen Orkun vardı.
Barış Alper Yılmaz yine esas oynaması gereken yerde değil de santrafor pozisyonunda maça başladı. Ve nitekim 2 maçı şut atamadan bitirdi.
Yedek kulübesinde Cenk Tosun, Semih Kılıçsoy ve Bertuğ Yıldırım varken santrafor olmayan bir oyuncuyu başarılı olmamasına rağmen inatla oynatmak takım içi dengeleri de bozacak bir durum.
Şunu ifade etmekte fayda var.
Portekiz ahım şahım bir oyun ortaya koymadı. Biz bu Portekiz'i yenebilirdik.
Kötü takım savunması ve bireysel hatalar yapıp 28. dakikaada 2 gol farkla geriye düşmek bizi oyundan çok erken düşürdü.
Ligde koca sezonda 4 sarı kart gören ve bunların sadece 2'si faulden olan Abdulkerim Bardakçı iki maçta da ilk 35 dakikada sarı kart gördü. Bu bizim ligimizde çalınmayan pozisyonların Avrupa'da çalındığının göstergesidir. Ya da belki de oyuncu kayırmanın...
Maçın istatistikleri de ilginç açıkçası.
İlk yarıda bizim 6 şutumuza Portekiz 8 şut ile karşılık verdi.
0.65 gol beklentisi olan taraf bizken 0.64 gol beklentisi Portekiz'indi.
Rakip ceza sahasına biz 10 kez girereken, Portekiz bizim ceza sahamıza 16 kez girdi.
Biz yüzde 39 topla oynadık, Portekiz yüzde 61 topla oynadı.
Bu istatistiklerde 0-0'lık bir oyun beklenirken Zeki'nin ofsaytı bozması sonucu yenilen gol, Samet'in akıl almaz hatasıyla kendi kalesine gol atması bizi 2-0 yenik duruma düşürdü.
Samet için çok talihsiz bir an yaşadı dendi maç esnasında ama çok büyük bir hataydı yaptığı. Talihsizlik yaşadığı sakatlığıydı. Aslında o hata dışında da oyunda kaldığı süre boyunca iyi bir oyun oynadı. Ama işte Samet'in en büyük problemi istikrarının, oyun dengesinin olmaması.
İkinci yarı çok daha agresif saldırgan bir oyun oynayacağımızı düşünürken istatistikler bunun tam aksini gösterdi bize.
1'i isabetli 5 şut ile 0.08 gol beklentisi yakaladık. İnatla bir santrafor oyuna almayan Montella'nın burada payı büyük.
Rakip ceza sahasına sadece 3 kere girebildik.
Portekiz ise önde olmasına rağmen 1 isabetli 4 şut ile 1.22 gol beklentisi yakaladı. Ceza sahamıza 17 kez girdi.
Farkın daha artması İsmail'in girişiyle takım savunmasının güçlenmesi sonucu engellenmiş oldu.
Bu yenilgi umarım bize ders olur.
Gelecek maç Abdülkerim cezalı, Samet sakat.
Çekya maçında mutlaka kazanmalıyız.
1 puan bize yeter diyecek lüksümüz yok.
Eğer oyuncular sağlıklıysa benim favori 11'im aşağıdaki gibi.
Kalede Mert Günok...
Sol bekte Ferdi, sağda Mert Müldür stoperde Ahmetcan ve Merih.
6 numarada İsmail, 8 numara Hakan Çalhanoğlu.
Sol kanatta Kenan, ortada Arda, sağ kanatta Barış Alper.
İleri uçta ise formundan dolayı Semih Kılıçsoy.
Bu kadronun yenemeyeceği takım yok diyemem ama Portekiz maçı 11'inden daha çok iş yapacağına eminim.